|
Nepal'e Niyet,
Bahreyn'e Kısmet
Ruhani bir aydınlanma yaşama
düşüncesiyle Nepal’e gitmeye karar verdiğimde, Bahreyn’de bir gece konaklamak
zorunda kalacağım fikri başta biraz kafamı karıştırmıştı. Ama biraz durup
düşününce, aynı paraya fazladan bir ülke daha görmüş olacağımı fark ettim.
Sonuçta ayak basılan her ülke, her şehir, hatta görülen her sokak paha biçilemez
bir tecrübe, koparılıp alınamaz bir anı olarak belleğimize kazınıyordu...
Rahat
bir uçuşun ardından ışıl ışıl adalardan oluşan Bahreyn’in başkenti Manama’ya
iniş yaptık. Sıcak havaya ve neme alışkın bir İzmirli olmama rağmen, uçaktan
iner inmez suratıma çarpan o korkunç sıcak ve nemli rüzgâr ciddi şekilde
nefesimi kesti. Can havliyle klimalı idare binasına girdim ve en ufak bir sorgu
sualle karşılaşmadan geçici konaklama iznimi pasaportuma damgalattım. Uygun bir
otel rezervasyonunuz olması durumunda 90 güne kadar olan turistik vize de aynı
kolaylıkla alınabiliyor.
Liderimiz, grubumuzu otele götürmekle görevli olan firmanın elemanlarıyla
iletişim kurmaya çalışırken bende susuzluk sorunuma çözüm bulmak adına
arayışlara başladım. Bahreyn Dinarı’nın ne kadar değerli olduğunu öğrendiğim
yıpratıcı bir para bozdurma macerasından sonra, yarım litre suya ülkemizdekinin
10 katı kadar bir ücret ödedim ve uzun yolculuğumun selameti açısından bu
değerli sıvıyı damlalık yardımıyla tüketmeye karar verdim.
Ben
bir yudum suyun peşinden koştururken, gruptakilerin ulaşım ve otel sorununu
çözdüğünü öğrenince biraz rahatladım. Bizi otele götürecek aracı beklerken,
alandan aldığım detaylı broşürü incelemeye başladım...
Bahreyn, 33 adadan oluşan bir takımada ülkesi. Bölgedeki diğer ülkeler gibi
Bahreyn de zenginliğini petrole borçlu. Fakat artık petrol azaldığı için ülke
doğu ve batı arasındaki uçuşlarda bir köprü vazifesi gören, uluslararası bir
finans merkezi olarak ayakta durma yoluna gitmiş. Körfez bölgesinin en liberal
ve modern ülkesinde alkolün serbest olması ve Formula 1 yarışlarının yapılması
diğer artıları.
Kısa bir yolculuktan sonra başkent Manama’ya ulaşınca, Bahreyn Finans Merkezi
olarak adlandırılan şehrin modern yüzü, kendini beğenmiş bir gülümsemeyle
karşınıza dikilecek; Bahreyn Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kuleleri, Abraj Al
Lulu adlı konut gökdeleni ve her an içinden kötü bir büyücü fırlayacakmış gibi
duran 172 metrelik Kara Kule…
UNESCO
tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan, Sümer tabletlerinde adı geçen Dilmun
Halkı’ndan, sömürgeci Portekizlilere kadar yaklaşık 4000 yıllık bir dönem
boyunca iskan gören Bahreyn Kalesi (Qal'at al-Bahrain) ziyaret edilmesi gereken
yerlerin başında gelmekte. Tarihi boyunca Portekiz ve İngiltere başta olmak
üzere pek çok devlet tarafından yönetilmenin sıkıntısını yaşayan Bahreyn, belki
de bu yüzden Birleşik Arap Emirliklerine bağlanmak yerine 15 Ağustos 1971
yılında bağımsız bir devlet olmayı seçti.
Bahreyn’deki en önemli ikinci ziyaret noktası, anıtsal büyüklüğü, sarımsı krem
rengi üzerine dantel gibi işlenmiş pembeye çalan bezemeleri ve ulaşılmaza
ulaşmak istercesine gökyüzüne uzanan minareleriyle Al-Fateh Camisi. 60 ton
ağırlığındaki devasa kubbesi, yaz aylarında cemaati serin tutmak amacıyla
fiberglas malzemeden yapılmış. İslam Enstitüsü ve Ulusal Kütüphane de yine bu
kompleks içinde yer almakta. Buradan ayrıldıktan sonra, teolojik bir kontrast
yakalamak adına Aziz Christopher Katedrali’ne de uğrayabilirsiniz.
Müzeler turuna başlamaya karar verdiyseniz, her biri muhteşem ve samimi bir
işçiliğin eseri olan el yazmalarını görmek için Kuran Müzesi’ni (Bait Al Quran)
gezebilirsiniz. Kuran Müzesi yakınlarındaki Bahreyn Ulusal Müzesi’nde ise, az
önce Bahreyn Kalesi’nde tanıştığınız antik Dilmun Medeniyeti’nden, günümüz İslam
Medeniyeti’ne uzanan yaklaşık 6000 yıllık dönemin panoramik bir özetini
izleyebilirsiniz.
Bahreyn inci avcılığıyla da ünlü bir ülke. Şehrin en prestijli noktasında
yükselen Pearl Roundabout anıtı ve bu zorlu faaliyetin tarihsel gelişiminin
gözlemlenebildiği İnci Müzesi sizi geçmişe götürebilir. Ayrıca körfez ülkeleri
arasında petrol ilk defa Bahreyn’de bulunduğu için, ilk petrol kuyusunun
yakınına bir Petrol Müzesi kurmuşlar. Bahreyn’in sırf müzelerini gezmek için
bile birkaç gün gerekiyor sanırım...
Ülkelerinde
özgürce hareket edemeyen Suudi Arapların tatil günlerini alkolün serbest olduğu
Bahreyn’de değerlendirmeyi tercih etmeleri, burada gece hayatının çok renkli ve
hareketli olmasını sağlamış. Farklı zevklere hitap eden mekânlar (Hard Rock Cafe
Bahrain!) arasında dolaşırken dikkatli olmakta fayda var. Zira bir şişe bira
içip müzik dinlenmek için girdiğim kendi halindeki otel barının aslında bir
pavyon olduğunu, bir anda yanımda belirip rahatsız edici şekilde askıntı olmaya
başlayan hanımlara ısmarladığım (ki aslında ısmarlamadığım!) içeceğe hatırı
sayılır bir para ödemek zorunda bırakıldığımda fark etmiştim...
Duman
Dağı (Jabal ad Dukhan) yakınlarında, çölün ortasında tek başına dikilen “Hayat
Ağacı” gerçekten Bahreyn’in dikkat çekici bir doğa harikası. Çölün orta yerinde,
suya nasıl erişip de yüzü aşkın yıldır böyle yemyeşil kaldığı bilinmeyen (veya
bilinse de büyüsü bozulmasın diye açıklanmayan) bu ağacı ziyaret etmek iyi bir
tercih olabilir. Fakat bahsi geçen bölgeye giden hiçbir araç olmaması problemi,
taksinin çok pahalı ve kimi zamanda güvenilmez olmasıyla birleşince bu yaşlı
dostumuzu ziyaret edemedim. Bu arada, Bahreyn’de taksiye binmek yerine araç
kiralamanın daha mantıklı olduğu söyleniyor.
Bahreyn’de alışveriş yapmadan dönmek mi dediniz? Bir daha düşünün: Göz
kamaştırıcı takılar, inciler, rengârenk kumaşlar, çömlekler, sepetler, biblolar
ve elbette körfez ülkelerinin vazgeçilmezi elektronik ürünler... Ayrıca,
havaalanındaki gümrüksüz mağazaların zararlı alışkanlıklar konusunda uygun
fiyatlar sunduğunu da belirtmek isterim.
Nepal’e niyet, Bahreyn’e kısmet. Kim bilir bir daha buralara yolum düşer mi?
Belki bir başka Uzak Asya seyahati sırasında bir başka aktarma macerası daha...
Öyle bir durumda da Katar aktarmalı bir uçuş seçeceğimi düşünüyorum. Nede olsa,
24 saatten az süren bu ufak ziyaret bile bana, dünyanın her yerinde mutlaka
görülecek, öğrenilecek bir şeyler olduğunu gösterdi...
Unutmamak lazım: Gezgin, tüm ön yargılarından sıyrılmış, öğrenmeye, keşfetmeye
açık bireydir...
* Gezi sırasında hiç fotoğraf
çekememiş olmam en büyük üzüntüm.
** Bu yazı Ankaralı Gezginler Grubu'nun çıkardığı "Gezgin Gözüyle Mısır ve
Ortadoğu" kitabının 237-240 sayfalarında yayınlanmıştır.
|